Wednesday, January 19, 2011

telling stories

"A need to tell and hear stories is essential to the species Homo sapiens--second in necessity apparently after nourishment and before love and shelter. Millions survive without love or home, almost none in silence; the opposite of silence leads quickly to narrative, and the sound of story is the dominant sound of our lives, from the small accounts of our day's events to the vast incommunicable constructs of psychopaths."  
Reynolds Price  (American novelist, poet, dramatist, essayist and professor)

Monday, January 10, 2011

Lesley Hazleton: On reading the Koran

Lesley Hazleton sat down one day to read the Koran. And what she found -- as a non-Muslim, a self-identified "tourist" in the Islamic holy book -- wasn't what she expected. With serious scholarship and warm humor, Hazleton shares the grace, flexibility and mystery she found, in this myth-debunking talk from TEDxRainier.

Sunday, December 05, 2010

Ozgur Gurbuz: Nükleerin çalışanı da çalışmayanı da başa bela

Ozgur Gurbuz: Nükleerin çalışanı da çalışmayanı da başa bela: "Özgür Gürbüz-Yeşil Ekonomi / 28 Kasım 2010 Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Zion Nükleer Santrali, kapatılmasının ardından 12 yıl geçmesin..."

Monday, November 29, 2010

Genç Mültecilerle Dayanışma Partisi/ Solidarity Party for Young Refugees

ujrt_rozet_ONIZLEME-1.JPG

Mültecilerle Dayanışma Partisi


Türkiye'deki Genç Mülteciler Birliği, yardıma ihtiyacı olan Türkiye’de ki mülteciler için dayanışma partisi organize ediyor.


Mültecilerle Dayanışma Partisi
Yer: Yeşil Ev, İstiklal Cad. Balo Sok. No:21/1 
Tarih: 3 Aralık 2010 Cuma 
Saat: 20:30
Giriş 5 tl 

Bu etkinlik kar amacı gütmemektedir. Giriş ücretinden kazanılan para doğrudan mültecilere yönlendirilecektir.
************************************************************



Solidarity Party for Young Refugees in Turkey
 
Union of Young Refugees in Turkey is organizing a solidarity party for Young Refugees in Turkey. You are all wellcome to the party to support young friends.


Solidarity Party for Young Refugees in Turkey
Place: Yeşil Ev, İstiklal Cad. Balo Sok. No:21/1
Date: 3rd December 2010 Friday
Time: 20:30
Entrance fee: 5 tl

This is a nonprofit fundraising activity and entrance fee will be collected for young refugees in Turkey.
 

Friday, October 22, 2010

Friday, October 15, 2010

Vize rüşvetine HAYIR!

Türkiye’nin gündeminde henüz kamuoyunda pek dillendirilmeyen mühim bir konu var: “Geri Kabul Anlaşması”. AB ile Türkiye arasında imzalanmak istenen bu anlaşma, kimi TC vatandaşlarına AB çapında vize muafiyeti sağlanması karşılığında, Avrupa’ya Türkiye üzerinden girdiği tespit edilen kağıtsız göçmenlerin Türkiye'ye geri gönderilmesini öngörüyor.
Biz Göçmen Dayanışma Ağı (GDA) olarak tüm insanların koşulsuz serbest dolaşım hakkına ve istediği yerde yaşama özgürlüğüne sahip olduğunu, kimsenin bu hak ve özgürlükleri kullanmaktan alıkonulamayacağını savunuyoruz.
Bu nedenlerle söz konusu anlaşmayı reddederek, buna karşı açılmış imza kampanyasına destek vermenizi istiyor ve sizi bu ikiyüzlü politikayı ifşa etmeye davet ediyoruz.

Imza metnini okumak ve imzalamak için tıklayın

Thursday, October 14, 2010

berlin berlin

wow! what a fantastic city... my brief visit to Berlin resulted in this general comment, identical to my earlier and even shorter visit two years ago. The ground I covered is very small, as the Berlin Conference on Social dimensions of environmental change and governance took most of our time. Among other things, we discussed how it is impossible to save Rio+/-20 Summit from absolute failure. It was a symbolic reflection of the general frustration about the state of the world, which made the conference fertile soil to deconstruct the concept of sustainable development, which was my presentation was about.

So other than the Turkey-Germany game taking place then and there, other than the curry sausage (yumm) and several types of game meat and "pils", here is the only museum I visited in Berlin (it was too good weather, too great a city not to want to be in the streets!): Alte Nationalgalerie, a shrine of romanticism (and realism).

Although, I should be honest: Berlin whispered to me that I will have to take at least a month to go through the basics of its art and culture archive, leave aside what's happenning then and there! Ah, it keeps calling me back. :)
Only some cities can do that, you know... The whole point of those list of cities one comes across under brandnames ("New York, London, Paris, Istanbul...") is that some cities are just great with no simple explanation. You can't just go there and see some and feel that you've been there, they always make you feel there is more. For me those cities are (other than the aforementioned four) Rome, Berlin, perhaps Barcelona and Kyoto. Not Athens, or Stockholm, or Oslo, or Boston. Can't figure what gives these cities that dynamism and spirit (soul?)... ideas are welcome.

Friday, October 01, 2010

2 milyon ağaç için 2 Ekim'de saat 20.00′da


 

2 Ekim'de Istanbullular bu noktalarda bulusacak ve Ucuncu Kopru yerine ormanlarini sectigini "temsilcilerine"  hatirlatacak: 

Buluşma noktaları için tıklayın

Büyük bekleyiş için 20'den fazla noktada buluşuyoruz. Size en yakın noktayı öğrenmek için tıklayın.

Tuesday, September 28, 2010

"Küresel ısınmayı durdurmak için 10/10/10'da iş başına, eylemceye"

Ömer Madra'dan...

Sevgili Dostlar,

Çok ağır bir yıl geçirmekteyiz. Dünya fırın gibi oldu. Gezegenin tarihindeki en sıcak 10 yılı, en sıcak 12 ayı ve en sıcak 6 ayı geride bıraktık. Yıl sonu geldiğinde, muhtemelen gelmiş geçmiş en sıcak yılı geride bırakmış olacağız. Dört bir yanda tüm sıcaklık rekorları kırıldı: Mesela Pakistan’da gölgede 53 derecenin üstünü gördük. Eh, evdeki fırının düğmesini de 53 dereceye getirebiliriz pekâlâ, yemekleri ısıtmak için. Rusya bin yılın en yüksek hararetiyle kavruldu, 15 bin insan sıcaktan öldü, yangınlar çevrede nükleer tehdit yarattı, Sibirya tundralarında 1 milyon kilometrekare (Türkiye’nin birbuçuk katına yakın) donmuş toprağın çözülmesi rekor hıza ulaştı, ülkede tahıl hasatının üçte biri yandı gitti. Rusya’daki sıcak hava dalgası, insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olduğu bilim dünyasında tartışmasız kabul edilen ilk felaket oldu…

Pakistan’da meydana gelenler ise Kitab-ı Mukaddes’ten alınmış sayfalar gibiydi: Ülkede bir Nuh Tufanı oluştuğunu söylesek abartmış olmayız: Yer-gök suya kesti, gökyüzünün tüm suları Muson olup bu yoksul insanların başına yağdı; ülkede devasa içdenizler peyda oldu, İndus nehri normal hacminin 40 katına çıkarak taştı, bentlerini çiğneyip aştı. Ülkenin beşte biri sulara gömüldü, 20 milyon insan evsiz barksız kaldı, tufandan etkilenenlerin sayısı 40 milyona (Türkiye nüfusunun yarısından fazlasına) ulaştı! İşin fenası, bu çağrının sizlere ulaştığı sırada felaketin ucu bucağı görünmüyordu. Görünmediği gibi, belki daha da kötüsü yoldaydı: 72 bin çocuğun açlıktan ölmesi an meselesiydi!

Öte yandan, Kuzey Kutup bölgesinde deniz buzları görülmemiş bir hızla eriyor, devasa buzdağları kopuyor, okyanusların ısınmasıyla, mikroskobik canlı nüfusun çökmesiyle, denizlerde beslenme zinciri hızla kopuşa doğru gidiyor, Latin Amerika’da, Rize’de rekor yağışlar dağ yamaçlarını yerle bir etti, aşağıdaki evler ve insanları çamur deryasında silip süpürdü. Afrika’nın yoksul ülkesi Nijer’de ise hem sel, hem kuraklık vardı: Katmerli felaket, nüfusun yüzde 80’ini ve 400 bin çocuğu açlık ve kıtlığa mahkûm etti! Gerisi de öyle gitti zaten: Doğu Avrupa’da, Keşmir’de, Hindistan’da, Çin’de, Kuzey Kore’de, Vietnam’da taşkınlar, heyelanlar, seller sular ve yangınlarla hayatları cehenneme dönen milyonlar vardı.

Kısacası, herşey eski bir bilim kurgu filminden çıkmış gibiydi: 7 milyar insan, haşin ve tekinsiz, bilinmedik bir gezegenin üstünde kala kalmıştık ansızın. Küresel ısınma tehdidi yoktu artık. Küresel ısınmanın kendisi gelmişti! Bütün bunlar “olabilir” değildi, olmuştu. Gezegen, devrilme noktalarına çok yakındı. İklimin kontroldan tamamen çıkması birkaç yılın meselesiydi artık.

Ve biz, hararetin tam ortasındaydık. Sıcak başımıza vurmuştu. Önce dehşetli öfkelenmenin ve hemen ardından da sakince harekete geçmenin tam zamanıydı. Temiz havaya ve içecek suya yeniden bizi kavuşturacak, canlılar âlemini koruyarak nesiller arası eşitlik ve hakkaniyeti sağlayacak bir hareketi yaratmanın tam zamanı! Günümüzde liderlerin, siyasetçilerin ve hükümetlerin uyguladığı enerji politikaları hem yoksul ve güçsüz kitleler, hem de gelecek kuşaklar açısından korkunç adaletsizliklere yol açıyor. Politikacıları harekete geçirmek için yıllardır dünyanın dört bir yanında çağrılarda bulunduk, yüzbinlerce dilekçe yolladık, milyonlarca e-mail attık, protesto ve gösterilerde bulunduk. Ama onlar yeterince hızlı bir biçimde harekete geçemediler. Hatta, esas yaptıkları “yeşil badana”dan ibaret kaldı. Yani, en yeşilcinin kendileri olduğunu söylediler, ama fosil yakıt şirketlerinin özel çıkarlarına hizmet eden politikalardan başkasını görmedik onlardan...

Ama artık Yeter! Basta! Tamam!
Bu riyakârlıklara yeter deyip Küresel Isınma ve İklim Krizi konusunda ciddi olduğumuzu göstermek için elimizde her türlü yeterli aracın bulunduğunu göstermenin zamanı geldi.

Gezegenin iklimini istikrara kavuşturmak, küresel adalete ilişkin, ahlâki bir mesele. Bir mânevi sorumluluk. Kendimizi hangi siyasî, ideolojik, dinî, etnik, kültürel gruba, partiye, topluluğa ait hissediyor olursak olalım, farketmez – zerrece farketmez. Gençler, gençleri ve dünyadaki diğer canlı türlerini destekleyen yaşlılar, bu harika gezegeni koruyacak etkili bir politika belirlenmesi için önce birleşmek, sonra da vargücümüzle bastırmak zorundayız. Artık şurası açıkça görülüyor ki, dönüşüm ve hareket, ancak kamuoyunu oluşturan bizlerin birleşmesi ve bastırması ile mümkün. Yani iklim krizine “zorunlu müdahil” olmamızla.

10/10/10 tarihini takvimlerimize kaydediyoruz. 10 Ekim 2010 Pazar günü yaşadığımız her yerde EYLEMCE var! Yani, 350.org öncülüğünde hem dünya çapında bir sürü eylem yapıyoruz o gün, hem de alabildiğine eğlenmeyi planlıyoruz aynı zamanda. Bando mızıkasıyla filan! Ayrıca, bu küresel partide kendimizi hiç de yalnız hissetmeyeceğimiz kesin! Şu çağrı mesajının yazıldığı sırada dünyanın 130 küsur ülkesinden 1400’den fazla “eylemce” yapılacağı kayıtlara geçmiş durumda.

Yaratıcı çözümler peşindeyiz: Yerel, yavaş, yatay. Yerel: yani küçük, ama evrensel ve dayanıklı direniş odakları; Yavaş, yani usulca ama hemen ve hızla yürütülen eylemler; Yatay, yani asla bir merkezden değil, web’i de kullanarak fotoğraflarla, fıkra ve hikâyelerle, videolarla, müziklerle, kol kola, omuz omuza, diz dize bir örgütlenme biçimi...

Evet, çok ağır bir yıl geçiriyoruz. Ama 10 Ekim Pazar günü birlikte çalışırsak, birlikte eylem yapar, birlikte eğlenirsek, o günü yılın en iyi günü haline getireceğimiz kesin. Hele, bir de bütün bunları doğru dürüst yapabilirsek, o zaman deli gibi ihtiyaç duyduğumuz siyasi çözümlere doğru da dev bir adım atmış olacağımızın garantisi var. Daha iyi, daha zengin, daha demokratik bir sivil topluma ve daha iyi bir yaşama doğru atılmış büyük bir adım!

Öyleyse, 10/10/10’da buluşmak üzere,

Sevgiler, saygılar, selamlar,


Bilgi için: www.350hemensimdi.org
İletişim: kureseleylemgrubu@gmail.com


NEDEN “350”  VE NE ISTIYORUZ?

Bilim insanları ve iklim uzmanları, artık atmosferdeki karbondioksit miktarının güvenli üst sınırının milyonda 350 parçacık olması gerektiğini söylüyor.

Atmosferdeki mevcut karbondioksit miktarı ise milyonda 392 parçacık ve her yıl yaklaşık 2 ppm artıyor. Bu oran güvenli sınırın çok üzerinde!!! Hatta bilim insanları, 392 ppm’in gezegen tarihinin en yüksek değeri olduğunu söylüyorlar. Şu an uçurumun kenarında bulunuyoruz, atmosferdeki karbondioksit miktarı hızlı bir şekilde milyonda 350 parçacığa inmezse bu yıl içinde iklim değişikliğinden kaynaklanan felaketler, önümüzdeki yıllarda daha da artarak devam edecekler.

2007 yılında Hükümetlerarası İklim Paneli’ni oluşturan bilim insanları, iklim değişikliği konusunda harekete geçilmezse yaşanılacak senaryoları raporlarında sıraladılar. Bu raporlarda 2020 yılında öngördükleri buzul erimelerini, şimdilerde yaşıyoruz. Okyanusta bir çok ada önümüzdeki bir kaç yıl içinde sular altında kalacak ve o insanların bin yıllardır var oldukları topraklar artık ‘yok olacak’. Yani, biz ne kadar görmezden gelmeye çalışsak da gezegen çanlarını bugün bizler için çalıyor!

Bu yüzden 350 için şimdi harekete geçmezsek, yarın çok geç olabileceğini görüyoruz. Bu yüzden 10 EKIM 2010 yani 10/10/10 günü dünyanın geri kalan 130 ülkesindeki milyonlarca insanla birlikte gezegeni kurtarmak için ‘İş Başına’ geçiyoruz!!


NE YAPIYORUZ?

 

  • 10 Ekim 2010 tarihinde dünyanın binlerce yerinde aynı anda yapılacak bir “eylemce”nin bir parçası olmaya çalışıyoruz.
  • Amacımız, iklim değişikliğini durdurmak için yapılacak çok şey olduğunu göstermek.  Bu nedenle sloganımız “Küresel Isınmayı Durdurmak İçin ‘İş Başına’ Partisi”.
  • Bu eylem belli bir merkezi olmadan, bir ağ şeklinde örgütleniyor. Herkes bulunduğu yerde, kendi grubu ve çevresiyle iklim değişikliğinin çözümüne ilişkin yaratıcı eylemler örgütleyecek. Bu eylemi öneren ve yaygınlaştıran 350.org, atmosferdeki CO2 düzeyini bilimsel olarak güvenli düzey olan milyonda 350 parçacıkta sınırlamayı öneren bir hareket.
  • Biz de 350.org ile işbirliği halinde www.350hemensimdi.org sitesi üzerinden Türkiye’deki 10/10/10 eylemcelerini yaygınlaştırmaya ve birbiriyle iletişim içinde tutmaya çalışıyoruz.
  • Bu yaratıcı ve eğlenceli eylemleri 10 Ekim’e kadar üretmeye başlayacağız ve 10 Ekim’de Taksim’de bir araya gelip birlikte eylemimizi yaparken bu çalışmaları da paylaşacağız.
  • 10 Ekim 2010 günü de Taksim’de aslında iklim adaleti isteyen insanların hiç de az olmadığını ve iklim değişikliğine çözüm olabilecek yüzlerce politikanın mümkün olduğunu gösterecek bir büyük müzikli, organik yemekli, bisikletli, danslı ama hepsinden önemlisi ‘iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye kararlı’ bir EYLEMCE yapacağız.
  • Saat 15.00’de Galatasaray’dan başlayıp Taksim’e kadar müzikli, eğlenceli bir yürüyüş yapacağız. Ardından Taksim Gezi parkında saat 16.00 ’de şenliğimiz, sergilerimiz, konuşmalarımız olacak.
  • Ama 10 Ekim’deki tek eylemce Taksim’de olmayacak. Siz de yaşadığınız kentte yapacağınız 10/10/10 eylemini bize haber verebilirsiniz. Böylece yapılan eylemlerin bütün dünyaya ulaşmasını sağlayabiliriz.
  • Yapılacak eylemler iklim değişikliğini durdurmak için hem yurttaşların, hem de hükümetlerin yapması gereken şeylere dair olabilir. Ulaşım, enerji, tarım, ekonomi politikalarında neler yapılmalı? Toplum nasıl örgütlenmeli? Nasıl yaşamalıyız? Amacımız sadece küresel ısınmayı durdurma çağrısı yapmak değil, aynı zamanda olumlu örnekleri sergilemek ve yaratıcı önerilerde bulunmak. Dünyanın çeşitli yerlerinden örnekleri www.350.org ve www.350hemensimdi.org sitelerinden görebilirsiniz.
  • 10 Ekim’e kadar çalışmalarınızı, fikir ve önerilerinizi, eylem ve etkinliklerinizin fotoğraflarını bize ulaştırırsanız www.350hemensimdi.org sitesinde yayınlayabiliriz.
  • 10 Ekim’e kadar organizasyona doğrudan katılmak için de lütfen kureseleylemgrubu@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçin.